HİÇSİZLİK HİSSİ

Şuan mavi gökyüzünü ışıltısını görmek, hafif sıcaklığını hissetmek isterdim  Sanki insanların mutlu gülüşleri gibi, çocukların yüzündeki masum gülüşlerin verdiği sıcaklık gibi gökyüzünü öyle görmek isterdim. Karanlığı, bulutları, yağmuru, fırtınayı, soğuğu sevmiyorum,sevemiyorum...
Bana dünyadaki bir çok kötülüğü hatırlatıyor. Umutlarımı,azaltıyor...
Çocukken yağmur yağdığında hep 'Bu Tanrı'nın bir cezası olmalı, Tanrı bize çok kızmış olmalı ' diye düşünürdüm. Çocukluk işte.
Dışarıda onların sesini duyuyorum şimdi, gülüşleri geliyor yine. Oyun oynarkenki mutluluklarını duymak  hissetmek çoğu şeyi unutup onları dinlememe vesile oluyor. Dışarı çıkıp onlarla oynamak gelmiyor değil içimden.
Çocukluğumu yaşamadım mı?  Yaşadım.İyisiyle, kötüsüyle. Ama hep eksik yaşadım.Belki istediğim çoğu şey olmadı ama olsun. Çok güzel arkadaşlıklar edindim. Doya doya oyun oynadım bende. Bir kardeşin, hem anne, hem bana, hem de çok iyi bir arkadaş olduğunu öğrendim.
Bu hayatta zaten, herşeyin sonu öğrenmeye bakmıyor mu?

Bazen size de oluyor mu?  Bazen hiç büyümeseydim,bu kadar çok şey öğrenmeseydim.Keşke bu kadar şeyi düşünmek zorunda kalmasaydım ' düşüncesi... 
Bazen bu 'hiçsizlik hissi ' ni sizde yaşıyor musunuz?
Anlamsız gözyaşları ve sebebi bilinmeyen.
Bu hayattan anladığım tek birşey varsa o da 'anlamsızlık ' olsa gerek.
Bana bu dünyada dönen onca şey çok da anlamlı gelmiyor. Ne yalan söyleyeyim.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere...

''GERÇEKTEN'' MUTLU OL

Mutluluk nedir sizin için?
İstediğiniz şeyler olduğunda yaşadığınız sevinç patlaması mı?  Ya da o patlamanın vermiş olduğu anlık haz mı?
Neyi isteriz mutlu olmak için, ne bekleriz? Mutluluk birşeylerin karşılığı mı olmalı ,bu şartı neden koyarız?
Aslında mutluluk, bizi sevince boğan pahabiçilemez bir duygudur. Unutulmaz kılınan en değerli andır.
Bir düşünelim ; belirli bir şeyi elde ettiğinizde yaşadığınız mutluluk, gerçek mutluluk mudur?  Değildir.Çünkü ;mutlu olduğunuzu sanırsınız. Ama olamazsınız. Mutluluk belirli düşünceler ve belirli duygulara sahip olduğunuzda gelir. Gerçek mutluluk budur. İstediğiniz eşyaların alınması sizi o an veya bir süre tatmin edebilir ama bu mutluluk değildir, sadece siz oyle sanırsınız. Bir ömür boyu zihninizde kalacak bir mutluluk yaratmaz.
Görüyorum ki insanlar artık çoğu kavramı ve onların önemini bir kaç eşya ve bir kaç istek doğrultusunda önemsizleştiriyor ve yok ediyor. Sahtesini yaşıyor ve gerçek olduğunu sanıyor. Oysa ki, sevdiğiniz insanlarla geçirdiğiniz, onların olduğu ve onlarla güldüğünüz önemli bir anınızı paylaştığınız ve onun getirdiği hazzın verdiği mutluluk hissinden yüce bir şey olamaz. O anları unutmanız imkansızdır, çünkü düşüncelerimiz ve duygularımız ışığında o anı yaşarken zihnimizde taçlandırırız. Mutluluk 'an'da gizlidir . Ve unutulmazdır.
Biraz daha açarsak, mutluluk hayatı ve anı zihnimiz yardımıyla,duygularımızla yorumlamaktan ibarettir. Zihinsel bir durumdur, bu.Aslında mutlu olmak çok basittir, amaçsız, çıkarsız olmak kaydıyla . En küçük şeyle bile mutlu olmalı insan, nefes alırken, doğayla başbaşa kuş seslerini dinlerken, denizi izlerken, gökyüzüne bakarken, çay içerken bile mutlu olmalı insan...
 İstediğiniz bir eşyanın size ait olması size mutluluk vermez, sizi tatmin eder. Bu sadece ego tatminidir.Sahip olunan şeyler benliğimizi tatmin etmekten öteye gidemez.
Oysa ki, istediğiniz bir insanla geçirdiğiniz güzel anların gerçeklik payı ve yıllarca hatırlanma olanağı daha yüksektir. Tekrar tekrar düşünüldüğünde  olumlu bir haz almaya da olanak sağlar.
Daha gerçekçi haliyle duygularımıza,zihnimize ve bilincimize hakim olarak yaşamalıyız. Aksi halde, dünyanın bizi yönettiği, objelerin, simgelerin ve kuralların kölesi olmaktan öteye gidemeyiz.Gerçek mutluluğun bir metafiziği ya da şifresi yoktur. O 'siz' de gizlidir
Mutluluk dolu günlere...

HAYATINIZDA ANLAMLI "EVET"LER OLSUN!!

Onun gelmesini bekliyordum heyecanla, yine günler öncesinden saymaya başlamıştık günleri, saatleri.O günden önceki gece uyuyamamıştım.Mutluluk, heyecan, bütün duygularım bir arada birbirine kenetlenmiş bir zincir gibiydi adeta. 10 Ekim sabahı gözlerimi açtığımda yeni güne etrafta bir garip koku ile başlamıştım.Bu mutluluğun kokusu muydu? Yoksa?
Büyük bir heyecanla hazırlanıp çıkmıştım evden. Onu her gelişinde havaalanında karşılamaya söz vermiştim. Çünkü orası aşkımızın gerçekten başladığı yerdi. Gelmiştim, bekliyordum. Uçak rötar yapmıştı yine, şaşırmamıştım.O gelmek üzere iken oyalanmak için sosyal medyayı karıştırıyordum.Yüzümdeki saf gülümseme yerini garip bir şekle bıraktı. Donup kalmıştım. En mutlu olduğunuz anda birden en kötü anı damarlarınıza kadar hissetmek gibiydi bu, düşünün?
Nefes aldığım ülkede, bizim gibi umutları olan, yaşamak için savaşan, başkaldıran gencecik insanlar katledilmişti.İlk gördüğüm kare ise ölen sevgilisine sarılan bir erkeğin olduğu kare oldu. İçimde bütün duygular savaşıyordu sanki. Bir kaç dakika geçmemişti, O geldi. Ruhum, nefesim gelmişti. Onun kollarına koşarken bile içimdeki tedirginliği belli etmemek için çabaladım.O geldi ve mutluydum. Bana en büyük gücü veren insan. Onun hiç bir şeyden haberi yoktu, yüzümdeki garip ifade ile ona moralimin biraz bozuk olduğunu söyledim.O yine güç verdi bana, elimden tuttu bütün olup yine dik durduk. Yürüdük...
Oradan çıkmadan hayalimi aşan bir evlilik teklifi etti. Belki zamansızdı, belki de tam zamanı. Ama işte o günde tam zamanıydı.Öyle heyecanlı ve mutluydum ki duygularımı kontrol edemiyordum.Hayatımda olan ve ömrümün sonuna kadar olacak insana 'Evet' dedim. Ona bu sözü söylerken daha güçlüydüm aslında,göz yaşlarına boğulsam da. Çünkü biz yaşamalıydık,nasıl olursa olsun bu dünya.Biz nefes almaya devam etmeliydik.Yitip gidenler bize, yaşama ümidi olan herkese aslında bir ışık bırakarak gittiler yine....
O'na evet derken aslında tüm Dünya'ya inat, sevgisizliğe inat, karanlık bir yaşama inat 'Evet' dedim. Umutları çalınan, hayalleri yıkılan o güzel insanlara bir selam niteliğindeydi o 'EVET'. Hiçbir şey yıldıramayacaktı bizi, hiçbir şey pes ettiremeyecekti. Bu acımasızlıkların içinde yine gülecektik biz!
O güzel anımızda gülümsememiz o güzel insanlara bir hediye idi aslında...
Bitmeyecek bir hayat için, umutlu, mutlu yarınlar için 'EVET'!!
Ve yitip gidenler için, hayalleri yarıda kalan güzel insanlar için de sonsuza kadar 'EVET'!!!

                                  10.10.2015    - 14:20

ASLINDA ÇOK KOLAY

Sevmek dedik üstadım!
Sevmek göründüğü kadar zor değil ki. Gönül istesin yeter, akıl istesin izin versin.Biri birinden ayrı davranamaz. Sanmayın sevmek sadece gönül işi.Sevmek 'akıl işi akıl '...
Önemsiz sandığımız o aklımızın aslında ne kadar da önemli olduğunu ancak ve ancak böyle güzel şeylerde anlarız.
Ne kadar akıllısınız?  Ya da ne kadar yürekli?  Bunların bir önemi var mı ki?  Bazen ikisi arasında bir savaş doğar içimizde. Nedeni bilinmez. Bazen kendimizi çok yürekli ilan ederiz,bazen en zeki.Bir bakmışız tüm hayatımızı bu savaşın kurbanı etmişiz.Sonra bir dönüp bakarız şöyle kendimize, ne kadar sevebildik diye...
Eğer yaşamın ve onun içindeki kendi varlığımızın değerini anlayabiliyorsak biz herkesten bir adım öndeyiz demektir.Herkes bunu yapamaz, çünkü herkes çok meşgul. Kimimiz egomuzun duvarları etrafında dört dönerken, kimimiz kişiliğimizin kırık parçalarını toplamaya çalışırken, kimimiz pişmanlıklarımızda boğulurken, kimimiz karamsarlık denizinde yüzerken, hayatın mutlu olmanın bilincinde olanlardan bir adım geride kalırız hep. Ve çok şey kaybederiz farkında olmadan...
Farkında olmadan demişken ; çok önemli bu, sahip olmak ve bunu hayatının her anına yansıtmak.Yaşatmak, yaşamayı bilmek.
Yaptığımız çoğu şeyin ne olduğunu bilmeden yapmak, yaşanılan anların her zerresini tatmadan yaşamak ne kadar da acıdır. Geriye dönüp baktığımızda, son nefesimizde veya hayatımızın son demlerinde farkına varırız değil mi çoğu şeyin ?
Neden şuan yapamıyoruz bunu, neden gözlerimizdeki o perdeyi kaldırmıyoruz,neden daha çok sevmiyoruz ki?  Daha çok istemiyoruz. Ancak isterseniz bunu başarabilirsiniz.
Şunu yapın,ne rahatsız ediyorsa sizi atın onu hayatınızdan, yanınızdan,aklınızdan,kalbinizden...
Yattığınız yastık mı rahatsız ediyor?  Değiştirin!
Çok mu sessiz her yer? Müzik dinleyin!
Bedeniniz,ruhunuz çok mu durgun? Dans edin!
Asalak çevreniz mi sıkıyor sizi ?  Uzaklaşın?
Yıkın tüm kötü şeyleri, dağıtın,değiştirin. Değişin...
Değişen şeylerden korkmayın, her değişim iyi şeylerde getirir. Bu sizin bakış açınıza bağlı. Sadece cesaret ister, cesur olun. Kendi içinizde devrim yapın. Ve sahibi siz olun.Kendiniz kurun...
Bakın nasıl değişecek hersey. Yediğiniz yemekten, içtiğiniz suya, dinlediğiniz müzikten, kokladığınız bir çiçeğe kadar hissedeceksiniz.
Sevmeyi bilmek işin en kolayı,işin en zoru farkında olarak sevmek. Kimi, neyi sevdiğiniz pek de önemli değil.Yeter ki sevin.
Her defasında sevdiğinizi söylemekten de çekinmeyin, onun dile gelmesi her defasında daha da güzel kılar sizi ve sevdiğiniz şeyi.
 Ve söylemek lazım şimdi,
''Seni seviyorum 'sayın okuyan ...

CANINIZ CEHENNEME!!

İnsanları değiştirme imkanım olsaydı;onların düşüncelerini değiştirmek yerine, ilk olarak kalplerinden başlardım...
Çünkü, körelmiş düşüncelerden daha önemlisi körelmiş vicdanları düzeltmektir.Ki bu en zorudur. Vicdan öyle saf ve yalındır başta, zihinden daha zor kirlenir ama kolay kolay iyileşmez.Bu temiz var olan vicdanlarınızı nasıl böyle çirkinleştirirsiniz ruhsuzlar!
Bir çocuğa karşı nasıl ırkçılık yaparsınız. Bu vicdansızlığın en büyüğü,en kötüsüdür.O masum varlıkları yaşadıkları yerden sorumlu tutup dışlamak, göz ardı etmek ciddi bir vicdansızlıktır.Ciddi bir bencilliktir.Nerede yaşarsa yaşasın,o bir çocuk!
Onunda her çocuk gibi yaşamaya, sahip olmaya, mutlu olmaya, varolmaya,varsayılmaya hakkı vardır. Onu beyaz yada siyah olmakla,fakir yada zengin olmakla, yaşadığı yere göre, ailesine, toplumuna yada ülkesine göre...Hiçbir şeye göre bir kalıba koyup, ötekileştiremezsiniz!
Bunu düşünen zihinlerinizdeki eksik çivileri tek tek kendi ellerimle çakmayı isterdim. Cahilliğinizi güzel düşüncelere sahip olma çabalarınızla yıkamazsınız.Cahilliğiniz gidince insan mı olacaksınız?  Hayır!  Vicdan sahibi olmayan birine insan sıfatı yakışmaz.
Başta güzel bir vicdana, sonra ise bilince...
Saf, katıksız bir bilince sahip olabileceğinizi de sanmıyorum. Sizi kahrolası beyinler! Canınız cehenneme!!!

NE GÜZELDİR ACI GERÇEKLER,TADINI ÇIKAR !

Hayatta gördüğümüz ' gerçek'lerin bir diğeri 'acı 'halidir.Acı gerçekler... 
Bir düşünelim neden 'acı gerçek 'diyoruz.
Gerçek acı verir miydi hiç? 
Acı veren gerçek, gerçek miydi sahiden de?
Acının kökeni neydi, yada nereden geliyordu? 
Onu yaratan kimdi?
Çoğu acıyı yaşadığımız anda hep birine isyan ederiz,Tanrı'ya...
Hep onu sorumlu tutarız nedense...
Neden mi? Nedeni olsa olsa içimizde barındırdığımız canavarı kabul etmeme hali olabilir. Ya da ortaya çıkan durumun, neden ortaya çıktığını algılamadan, başka bir şeye bağlayıp ona saldırma halidir bu olsa olsa.
Acıyı yaşamadan önce bilinçli bir şekilde ona zemin hazırlarken zihnimizde, bedenimizde
Yaşadığımız anda ise o bilinci yitirir ve pes etme haline bürünürüz nedense...
Gerçek güzeldir, ve gerçeğin acısı olmaz.Üzen gerçekler de vardır ama bu insanın kendisinde biter. Herşeyden olumlu birşey çıkarmak kötüyü bile güzel bir şekilde yaşamak kişinin bizzat kendi elindedir...
Bol Acı Gerçekli Günlere !!

SEN GERÇEKTEN ÖZGÜR MÜSÜN ?

Özgürlük; dışarda umarsızca kimseye bağlı olmadan gezip dolaşmak, istediğini yapmak
İstediği yere gitmek, istediğiyle olmak değildir sadece, Özgürlük önce kendi kabuğumuzdan sıyrılmamızla, kalıplaşmış düşüncelerimizden arınmamızla Merhametimize,vicdanımıza kavuşmamızla gerçek olur
Gerçek özgürlük budur...

Üye Ol

Google+